Başlığı: Hamilelikte astım ve
dikkat edilmesi gerekenler
Astım mutlak tedavisi bulunmayan
solunum sisteminin kronik bir
hastalığıdır. Astımlı kişilerdeki en
önemli değişim solunum yollarında
görülen iltihap yani enflamasyondur.
Bu mikrobik bir olay olmayıp solunum
sistemini oluşturan yapıların şiş ve
kızarık olması şeklinde
basitleştirilebilir. Bu enflamasyon
hava yollarını astım ataklarına
neden olan ya da başlatan dış
etkenlere karşı çok daha duyarlı
hale getirir.
Normal soluk alma sırasında hava
önce burundan geçer. Hava burada
ısınır, nem oranı artar ve yabancı
küçük maddelerden temizlenir. Alınan
hava daha sonra gırtlaktan geçerek
trakea adı verilen soluk borusunua
girer. Trakea akciğerlere girmeden
önce ikiye ayrılır ve bunlar sağ ve
sol bronkus olarak adlandırılır.
Bronkuslar daha sonra giderek
incelen binlerce hava yoluna ayrılır
ve bunlar da bronşiyoller olarak
isimlendirilir.
Astımda genellikle etkilenen kısım
işte bu bronşiyollerdir. Astımlı bir
kişi atakları başlatan herhangi bir
etkenle karşılaştığında aşırı hassas
hava yolları daha da şişer, enflame
olur ve daralır. Sonuçta akciğerlere
giren ve çıkan hava akımında bir
tıkanıklık meydana gelir ve kişinin
soluk alıp vermesi güçleşir.
Kaç çeşit astım vardır
Astım kronik bir hastalıktır. Zaman
zaman iyileşmiş gibi görünebilir ve
ataklar çok uzun süre ortaya
çıkmayabilir. Ancak hava yollarında
kronik enflamasyon olduğundan
herhangi bir dönemde yeniden
alevlenebilir. Temel olarak 2 tür
astım varlığından söz edilebilir.
Alerjik astım: Genelde çocuklarda ve
ergenlik çağındaki kişilerde
görülür. Alerjiye neden olabilen
herhangi bir madde örneğin hayvan
tüyü, ev tozu bu atakların
başlamasına yol açabilir. Genelde 35
yaşından önce ortaya çıkan astım
hastalığı alerjik türdedir.
Alerjik olmayan astım: Bu tür astım
daha ziyade orta yaştaki kişilerde
görülür. Astım atakları egzersiz,
soğuk hava, üst solunum yolu
enfeksiyonları gibi faktörlerce
tetiklenir ve ortaya çıkar. Astım
ataklarından alerjik mekanizmalar
sorumlu değildir.
Astım atağı nedir?
Astım atağı zaten aşırı duyarlı olan
hava yollarının gösterdiği reaksiyon
sonrasında ortaya çıkan solunum
sıkıntısı olarak özetlenebilir.
Alerjik ya da başka bir nedenle hava
yolları daralınca hava akımları
zorlaşır. Bu daralmanın 3 temel
nedeni vardır.
Hava yollarını çevreleyen kasların
kasılması
Hava yollarını döşeyen dokuların
şişmesi
Hava yollarında normal olarak
üretilen salgılar (mukus, balgam)
dışarı atılamadığı için buraları
tıkaması
Astım bulguları çok hafif ya da çok
şiddetli olabilir. Bazı kişilerde
sadece mevsimsel alevlenmeler
görülürken, bazılarında sadece
egzerszi sonrası ya da alerjik bir
maddeyle karşılaşılmasını takiben
ortaya çıkabilir. Bazılarında ise
olay çok daha kroniktir ve hemen
hergün bulgular görülebilmektedir.
Hava yolları daralıp tıkandıkça
soluk alıp vermek ve havayı buradan
geçirebilmek için daha fazla efor
harcanması gerekir. Hava daralmış
bir alandan geçerken ıslık benzeri
bir ses çıkmasına neden olur. Bu ses
astım ataklarında tipiktir.
Astım ataklarında en sık
karşılaşılan yakınma ve bulgular
şunlardır:
Öksürük: Öksürük çok sık
karşılaşılan ancak kolaylıkla
atlanabilen bir astım bulgusudur.
Genelde astım dışında başka bir
soruna bağlanır. Genel kural olarak
sağlıklı kişiler boğazlarında birşey
olmadığı ya da soğuk algınlığı gibi
enfeksiyonlara yakalanmadıkları
sürece öksürmezler
Wheezing: Daralmaya bağlı olarak
görülen ıslık sesi wheezing olarak
adlandırılır. Astım için tipiktir.
Göğüs sıkışması: Daralmış hava
yollarından havayı geçirebilmek için
daha fazla efor gerektiğinden pekçok
astımlı kişi göğsünden rahatsız
edici bir his ve daralma tanımlar.
Nefes darlığı: Bazı kişilerce hava
açlığı olarak tanımlanan ve sanki
alınan nefes yetmiyormuş hissini
uyandıran durumdur.
Mukus üretimi: Pekçok astımlı kişide
kalın ve aşırı miktarda balgam
üretimi vardır. Bu mukus solunum
yollarını tıkayarak öksürüğe neden
olur.
Çoğu zaman astım bulguları geceleri
ya da sabahın ilk saatlerinde
şiddetlenmektedir.
Uzun yıllardır astım ile yaşayan
kişiler atakları nelerin
tetiklediğini az çok bilirler. Öte
yandan bir astım atağı çoğu zaman
ortaya çıkmadan önce belirtiler
verir. Kişinin hastalığını iyi
tanıması ve bu belirtilere dikkat
etmesi atak gelmeden önce önlem
alabilecek zamana sahip olmasını
sağlar.
Astım tehlikeli bir hastalık mıdır?
Astım atakları çoğu zaman hafif ya
da orta şiddette görülür ve ilaçlara
kolay cevap vererek birkaç dakika
ile birkaç saat arasında düzelir.
Ancak bazı ataklar rutin ilaçlara
cevap vermeyebilir ve acil müdahale
gerektirebilir. Bu tür şiddetli ve
uzun süren ataklar hayati tehlike
doğurabilir.
Astımın iyi kontrol edilmesi ne
demektir?
Astım kesin tedavisi olmayan kronik
bir hastalıktır. Bu nedenle tüm
tedavi girişimlerinde amaç iyi astım
kontrolü sağlamaktır. Burada
kastedilen uzun süre ataksız dönem
geçmesini ve atak varlığında biran
önce normale dönmesini sağlamaktır.
İyi astım kontrolünün hedefleri
şunlardır:
Wheezing, öksürük ve nefes
darlığının olmaması
Gece uykusunun astım atakları ile
bölünmemesi
Egzersiz ve günlük aktivitelerin
sorunsuz yapılabilmesi
Atakları rahatlatan ilaçların
haftada üç kereden az
kullanılmasının sağlanması
Hamilelik ve astım
Astım hamilelikte en sık
karşılaşılan sistemik kronik
hastalıklardan birisidir ve tüm
hamilelerin %4-7'sinde görüldüğü
kabul edilmektedir. Bununla birlikte
hayatı tehdit edecek şekilde
şiddetli astım atakları çok daha
nadir olarak %0.05-2 arasında
görülür. İyi kontrol edilmediği
taktirde hem anne adayında hem de
bebekte ciddi sorunlara neden
olabilir. Astım daha önceden var
olabileceği gibi ilk kez hamilelik
sırasında da ortaya çıkabilir.
Hamilelikte solunum sisteminde
ortaya çıkan fizyolojik
değişiklikler
Hamilelik dönemi tüm vücut
sistemlerinde olduğu gibi solunum
sisteminde de bazı değişikliklere
neden olur. Bu değişikliklerin hemen
hepsi normal kabul edilir ve vücudun
gebeliğe uyumu için gereklidir.
Özellikle son dönemlerde genel ödeme
paralel olarak ve östrojen
hormonunun etkisiyle solunum
yollarında da ödem ve şişlikler
olur. Bunun sonucunda burun
tıkanıklığı, akıntı, horlama ortaya
çıkabilir.
Rahim büyüdükçe diyafram kasını
yaklaşık 4 cm yukarı iter ve göğüs
çapı artar. Progesteron hormonu ise
akciğer kapasiteleri üzerinde
değişikliğe neden olur. Buna bağlı
olarak hamile bir kadın daha hızlı
soluk alıp verir ve kandaki oksijen
ve karbondioksit oranları değişir.
Tüm bu değişimler hamile kadınlarda
daha kolay ve şiddetli solunum
yetmezliği ortaya çıkmasına zemin
hazırlar.
Gebeliğin astım üzerindeki etkileri
Astım gebelik döneminde değişken bir
seyir izler. Genel olarak hastaların
1/3'ünde hastalığın seyrinde
düzelme, 1/3'ünde kötüleşme
saptanırken geri kalan üçtebirlik
kısımda herhangi bir değişiklik
gözlenmez.
Hastalık genelde gebeliğin son
dönemlerinde düzelme eğilimi
gösterir ve akut atakların sıklığı
azalır. Bunun nedeni tam olarak
bilinmemekle birlikte progesteron
hormonundaki değişimlerin neden
olduğu düşünülmektedir.
Akut ataklar en sık gebeliğin 24.
haftaları civarında görülürken
ortaya çıkan değişimler doğumdan 3
ay kadar sonra gebelik öncesi haline
döner.
Genel olarak eğer astım hamilelikten
önce kötü ve şiddetli ise hamilelik
sırasında daha da şiddetleneceği
öngörülebilir. İkinci ya da daha
sonraki hamileliklerini yaşayanlarda
ise ilk hamilelikte ortaya çıkan
değişikliklere benzer değişimler
beklenmelidir.
İlginç olarak kız bebek
bekleyenlerde astımın şiddetlendiği
ileri sürülmektedir.
Astımın gebelik üzerindeki etkileri
Astımın gebe kadın ve karnındaki
bebeği üzerindeki etkileri
değişkendir. İyi kontrol edilen bir
astım varlığında hem anne adayı hem
de bebekte sorun çıkma olasılığı
oldukça düşüktür. Öte yandan iyi
kontrol edilmeyen olgularda ortaya
çıkan istenmeyen etkilerin altında
yatan temel sebep yan etkilerinden
çekinerek yetersiz ilaç
kullanılmasıdır. Bu oldukça yanlış
bir yaklaşımdır çünkü astım ilaçları
gebelikte güvenli olarak kabul
edilen maddelerdir.
İyi kontrol edilemeyen astım anne
adayında
bulantı ve kusmalarda
Vajinal kanama görülme sıklığında
Gebeliğe bağlı hipertansiyon görülme
riskinde
Anne ölümlerinde
artışa neden olabilir.
Bebeklerde ise
Erken doğum
Büyüme geriliği
Düşük doğum ağırlığı
Kronik hipoksi (oksijen
yetersizliği)
Anne karnında ölüme
neden olabilmektedir.
Tedavi
Astımlı bir hamilelinin tedavisi
hamile olmayanlardan çok farklı
değildir ve genelde aynı tür ilaçlar
kullanılır. Astım tedavisinde
kullanılan ilaçların gebelik ve
bebek üzerinde zararlı etkileri
gösterilmemiştir ve bu nedenle
güvenli olarak kabul edilirler. Asıl
korkulması gereken kontrol
edilemeyen astımın neden olduğu
bebekteki zararlı etkilerdir.
Astım tedavisinde amaç en iyi
solunum fonksiyonuna ulaşarak
ataksız bir dönem sağlamaktır.
Tedavide genel prensipler ise mümkün
olan en az sayıdaki ilacın
kullanılması, optimal solunum
fonksiyonunun sağlanması, havayolu
iritanlarından kaçınılması, astımı
alevlendiren üst solunum yolu
enfeksiyonları, sinüzit ve reflünün
tedavi edilmesidir.
Gebelerde astım tedavisinin amacı
hipoksi yani oskijen azlığına neden
olan atakların önlenmesi ve ideal
solunum fonksiyonunun sağlanarak bu
hipoksinin bebeğin gelişimi
üzerindeki olumsuz etkilerinin
engellenmesidir.
Tedavide belki de en önemli faktör
hasta eğitimi ve bilinçlendirmedir.
Öte yandan hastalığın ve gebeliğin
solunum sisteminde neden olduğu
değişimler sık aralıklarla yapılacak
olan solunum fonksiyon testleri ile
değerlendirilmeli, hastaya göre
tadavi dozu ve şeması
belirlenmelidir. Doktorunuza haber
vermeden ilaç dozlarını
değiştirmeniz olumsuz etkilerin
ortaya çıkma riskini arttıracaktır.
Astım ataklarını tetikleyen ev tozu,
küf, mantar, evcil hayvanlar, sigara
dumanı, kirli hava, kokular, yiyecek
katkı maddeleri gibi alerjenlerden
kaçınmak ilaç gereksinimini de en
alt düzeye indirecektir.
Gebe kalmayı planlayan bir kadında
ise önceden astım kontrol altına
alınmalıdır.
Bebekte astım ortaya çıkması
Astım hastası anne adaylarının en
büyük endişelerinden birisi de
bebeklerind ede bu hastalığın ortaya
çıkma olasılığıdır. Yapılan
araştırmalar astımlı annelerden
dünyaya gelen bebeklerin %20'sinde
bu hastalığın görüldüğünü ortaya
koymaktadır. Bu oran genel
popülasyonda görülen oranın çok
üzerindedir. Ancak anne sütü ile
besleme, alerjen faktörlerden
kaçınma, bebeğin bulunduğu ortamda
sigara içmeme gibi basit önlemler bu
oranların azaltılmasında yardımcı
olabilmektedir.